5 Ağustos 2010 Perşembe
17 Temmuz 2010 Cumartesi
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Kep, Çeşme, Haftasonu
Bu blogun adını ben koydum, en sahiplenmesi gereken ben, 1 ayda sadece 1-2 post girmiş bulunmaktayım. Hiç bir zaman unutmadım, ne yazmam gerektiği hep aklımdaydı ama sadece zaman bulamadım diyebiliriz. en son yazdığımda kepleri atıcaktık, sonra ertesi gün Çeşme'de bunu kutlayacaktık şimdi hepsi sona erdi. Önce kep, sonrasında da Çeşme'den bahsedeyim sizlere biraz.
Kep töreninde heyecanlanıcağımı hiç düşünmemiştim ama sahneye çıkarken olan oldu, "hoop noluyo lan?" nidalarıyla diplomayı almaya uzanırken birden kebimin düşüyor oluşu beni iyice kendimden geçirtti. Sonuç olarak, yukarıda ve aşağıda gördüğünüz komik fotolar ortaya çıktı:) Aşağıdaki ilk fotoda sanki yıllardır görmediğim babama koşarcasına bir halim var mesela. Şu anda bile baktıkça kendi kendime gülüyorum:) Bir sonraki fotoda ise hala kebi düzeltiyorum ya, o daha da efsanevi. Yahu ne kepmiş arkadaş bi doğru düzgün durmadı kafamda ya, zaten tören sonunda çılgınlar gibin fırlattım.
Çeşme'den bahsetmeliyim, öncelikle blogun diğer yazarı Sarper'e sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 3 gece boyunca krallar gibi ağırladı bizi. Sıkılsa bile belli etmedi, Setro ve Serdar Bey 3'lüsüyle oluşturduğumuz lakin farkedemediği çirkeflik oyununa katlanabildi ya helal olsun. Karşımda, eğer benim gibi bir rakip olsa herhalde "öeh yeter be" diyip oyunu çok öncelerden bırakabilirdim herhalde:)
Ontur'daki mezuniyet gecemiz inanılmaz eğlenceliydi. Genç mühendisler fena dağıttı gece boyunca. Alkolün sınırsız olmasının etkisiyle (ki buna rağmen, bar sırasında sıkılan ben, bir tane açılmamış votka şişesini alıp kaçtım:)) deliler gibi eğlendik. hala aklıma geldikçe gülüyorum yaptıklarımıza:) Hiç bitmesin diyebileceğim nadir gecelerden biri olarak akılda kalacak. Umarım hep beraber toplanıp bundan daha güzel eğlenceler yaşayabiliriz. Aşağıda gördüğünüz fotoda(Mahallenin delisi pozu ile) gecenin başka bir güzel olayına el atıp mekandaki telefonun kablosunu söküp telefon eşliğinde eğlenmeye başladım. Akabinde telefonu benden alan Sarper, güvenliğe yakalanıp kaçacak delik aradı. Bu da gecenin güzelliklerinden biriydi:)
Anlatılacak çok şey var aslında ama neticesinde geçen haftasonu dostlar, arkadaşlar ve sevgiliyle geçen süper bir haftasonu olarak tarihte yerini aldı. Şu anda İstanbul'dayım. İş bulma, hayata bir an önce atılabilme çabaları eşliğinde. Okulun bitmesi çok garip birşey. Bir anda gerçek hayatla başbaşa kalıveriyorsunuz. Umarım tüm arkadaşlarımın ve benim dileklerim gerçek olur.
1 Temmuz 2010 Perşembe
Neredeyiz?
Koskoca 1 ayda girebildiğim post sayısı 1. Kendimi kutluyorum bunun için ama zaman bulamadım yazmaya. Haziran ayı boyunca yolculuk yaptım resmen. Aydın-İzmir-İstanbul-Ankara-Çeşme Acun Firarda modunda gezdim dolaştım. Aslında sürekli kafamda vardı bu blog işi, ama yazamadım. Hala yazmak istediğim ayrı ayrı bir dolu şey var, lakin bugün onu da yapamaycağım sanırsam.
Neyse bugün mezuniyet törenim var. 5 yıllık serüven iyi kötü bugün sona eriyor. Şimdi hayat bizi nereye sürükleyecek onu göreceğiz. Haftasonu Çeşme, sonrasında da İstanbul'da olacağım. Bir sonraki post İstanbul'dan gelicek. O zamana dek görüşmek üzere...
Neyse bugün mezuniyet törenim var. 5 yıllık serüven iyi kötü bugün sona eriyor. Şimdi hayat bizi nereye sürükleyecek onu göreceğiz. Haftasonu Çeşme, sonrasında da İstanbul'da olacağım. Bir sonraki post İstanbul'dan gelicek. O zamana dek görüşmek üzere...
24 Haziran 2010 Perşembe
Previously on Aşk-ı Memnu
Bihter yaşanılan sorunları anlatıp gerildiğini söyleyen Adnan'a "Bir duş al da rahatla" dedi. Bihtercim rahatlamanın başka yolları da var. Behlül'e gelince başka şeyler, Adnan'a gelince duş. Nerede kaldı senin adalet duygun !!
Matmazel Beşir'e "İlişkilerini kanıtlayan elinde ne varsa foto, film, grup fotoğrafı, threesome, sperm kalıntısı fark etmez, artık ortaya çıkarmalısın !!" dedi.
Adnan'ın flashbackler yaşadığı bir bölümdü. Behlül Bihter'in odasındaki aşk notu için amcasına "Ben Peyker'e yazmıştım.." dedi. Adnan da "He o zaman iyi" dedi. Ulan o zaman Nihat boynuzlanıyor. Desene adam gibi "Bihter'in kardeşini ne düdüklemek istiyorsun o zaman lan" diye. Adnan'cım ateş düştüğü yeri yakar tabi. Sen de bu bölüm göreceksin, bekle azıcık.
Behlül flaschback'de amcasının özür dilemesi üzerine "But I'm broken !!" dedi.
Adnan Bey, Beşir'in hasta odasına gidip düşük sesle kendi kendine dertlendi. Beşir ise önce seyrettiği filmlerde öyle yapıldığı için uyuyormuş gibi yapmaya devam etti ve sonra da çaktırmadan ağladı. Sen de bizim English Patient'ımızsın Beşir.
Bu Beşir kaç bölümdür yatarak para kazanıyor. O kazandığın para helal olmaz Beşir !! Şu herife en azından ayakta birkaç sahne yazsınlar da çocuk parasını hak ederek kazanmış olsun, biz de helal edelim !!
Nihal Beşir için çok üzülmeye devam etti. "Baba çok üzülüyorum Beşir'e. Düğün olacak ama hep aklımda o var. Ama Behlül'ün elini tutunca, o da benim mememi tutunca herşeyi unutuyorum biliyor musun tatlım?" dedi. Özellikle teknedeyken bence değil Beşir'i, babasını, ölmüş anasını, yurtdışına postalanacak kardeşi Bülent'i ve buna benzer daha birçok şeyi unutuyor Nihalcim !!
O spastik tatlımlarını son defa söyleyeceksin Nihal !!
Bihter Behlül'ü telden arar.
Bihter-Behlül çabuk eve gel !!
Bülent-Ben Bülent
Bihter-Hee öbür hafta zaten herşey belli olacak, artık birşeyleri örtbas etmek istemiyorum, sen yine ver Behlül'ü !!
Bülent'in başının üstünde düşünme bulutu belirir. "Ulan galiba Behlül annemi .ikiyor. Canım çok sıkıldı". Hadi git babana ağla "Niye böyle oluyor" diye. Ulan Bülent senden hiç muhallebi çocuğu olmanı beklemezdim !!
Behlül'e kimse demedi mi şeytanla pazarlık yapılmıcağını, "Bihtercim senle çok güzel seviştik ama biliyorsun ki ben piçin tekiyim, bu zamana kadar da sevdiğim herkesi arkasından bıçakladım, seni de az aldatmadım zaten laf aramızda, e ben evleniyorum falan ya sen şimdi akşama rezalet çıkarırsın falan, aman ha!" Oldu canım Bihter Ziyagilim lan ben, akşama sen görürsün bakışlarıydı bence onlar.
Reklamlardan izleyemiyoruz ya diziyi ben diorum ki, gelin siz de ben gibi yapın. Yazdım reklam veren tüm şirketleri, bidaha pepsidir rexonadır alırsam iki olsun, sinir ettiniz yahu!!!
9 Haziran 2010 Çarşamba
#3
Başlıksız bir blog ile yeniden karşı karşıyasınız.
Bu aralar çok fena Red Alert 3'e sardım, neden bilmiyorum... Lisede 2'sini oynardık internet kafelerde, baya kaptırırdık kendimizi, superweapon'lar olmucak, ilk 15 dk. kaynak toplayıcılara saldırılmayacak falan diye... "Mert" bir savaştı yani, hukukları olan bir savaştı bizimkisi.
Bu aralar çok fena Red Alert 3'e sardım, neden bilmiyorum... Lisede 2'sini oynardık internet kafelerde, baya kaptırırdık kendimizi, superweapon'lar olmucak, ilk 15 dk. kaynak toplayıcılara saldırılmayacak falan diye... "Mert" bir savaştı yani, hukukları olan bir savaştı bizimkisi.
3 Haziran 2010 Perşembe
NBA 2010 FINALS
Finaller başlamadan önce havaya girmek için ideal bir video. Hatta şöyle söyleyeyim, kendi finallerim için bu kadar havaya girmedim. Bize de bir video lazım :) Çalan şarkının ne olduğunu bilmiyorum ama o da çok hoşuma gitti. Ayrıca bu videonun NBA tarafından yapılmaması da işin enteresan yönü. Zaten yapsalar da daha iyisi olmazdı. Rengim belli finalde. Her sene illa sikimsonik bir son saniye atışı ile çok kritik noktalarda maç kazanan L.A. bu kez Boston tarafından iyice dövülsün istiyorum. Rondo, Pierce, Allen ve Garnett güç sizde artık! İlk maç bu gece saat 4'te Ntv ekranlarında, kaçırmayın derim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
