24 Haziran 2010 Perşembe

Previously on Aşk-ı Memnu


Bihter yaşanılan sorunları anlatıp gerildiğini söyleyen Adnan'a "Bir duş al da rahatla" dedi. Bihtercim rahatlamanın başka yolları da var. Behlül'e gelince başka şeyler, Adnan'a gelince duş. Nerede kaldı senin adalet duygun !!

Matmazel Beşir'e "İlişkilerini kanıtlayan elinde ne varsa foto, film, grup fotoğrafı, threesome, sperm kalıntısı fark etmez, artık ortaya çıkarmalısın !!" dedi.

Adnan'ın flashbackler yaşadığı bir bölümdü. Behlül Bihter'in odasındaki aşk notu için amcasına "Ben Peyker'e yazmıştım.." dedi. Adnan da "He o zaman iyi" dedi. Ulan o zaman Nihat boynuzlanıyor. Desene adam gibi "Bihter'in kardeşini ne düdüklemek istiyorsun o zaman lan" diye. Adnan'cım ateş düştüğü yeri yakar tabi. Sen de bu bölüm göreceksin, bekle azıcık.

Behlül flaschback'de amcasının özür dilemesi üzerine "But I'm broken !!" dedi.

Adnan Bey, Beşir'in hasta odasına gidip düşük sesle kendi kendine dertlendi. Beşir ise önce seyrettiği filmlerde öyle yapıldığı için uyuyormuş gibi yapmaya devam etti ve sonra da çaktırmadan ağladı. Sen de bizim English Patient'ımızsın Beşir.

Bu Beşir kaç bölümdür yatarak para kazanıyor. O kazandığın para helal olmaz Beşir !! Şu herife en azından ayakta birkaç sahne yazsınlar da çocuk parasını hak ederek kazanmış olsun, biz de helal edelim !!

Nihal Beşir için çok üzülmeye devam etti. "Baba çok üzülüyorum Beşir'e. Düğün olacak ama hep aklımda o var. Ama Behlül'ün elini tutunca, o da benim mememi tutunca herşeyi unutuyorum biliyor musun tatlım?" dedi. Özellikle teknedeyken bence değil Beşir'i, babasını, ölmüş anasını, yurtdışına postalanacak kardeşi Bülent'i ve buna benzer daha birçok şeyi unutuyor Nihalcim !!

 O spastik tatlımlarını son defa söyleyeceksin Nihal !!

Bihter Behlül'ü telden arar.
Bihter-Behlül çabuk eve gel !!
Bülent-Ben Bülent
Bihter-Hee öbür hafta zaten herşey belli olacak, artık birşeyleri örtbas etmek istemiyorum, sen yine ver Behlül'ü !!

Bülent'in başının üstünde düşünme bulutu belirir. "Ulan galiba Behlül annemi .ikiyor. Canım çok sıkıldı". Hadi git babana ağla "Niye böyle oluyor" diye. Ulan Bülent senden hiç muhallebi çocuğu olmanı beklemezdim !!

Behlül'e kimse demedi mi şeytanla pazarlık yapılmıcağını, "Bihtercim senle çok güzel seviştik ama biliyorsun ki ben piçin tekiyim, bu zamana kadar da sevdiğim herkesi arkasından bıçakladım, seni de az aldatmadım zaten laf aramızda, e ben evleniyorum falan ya sen şimdi akşama rezalet çıkarırsın falan, aman ha!" Oldu canım Bihter Ziyagilim lan ben, akşama sen görürsün bakışlarıydı bence onlar.

Reklamlardan izleyemiyoruz ya diziyi ben diorum ki, gelin siz de ben gibi yapın. Yazdım reklam veren tüm şirketleri, bidaha pepsidir rexonadır alırsam iki olsun, sinir ettiniz yahu!!!

9 Haziran 2010 Çarşamba

#3

Başlıksız bir blog ile yeniden karşı karşıyasınız.

Bu aralar çok fena Red Alert 3'e sardım, neden bilmiyorum... Lisede 2'sini oynardık internet kafelerde, baya kaptırırdık kendimizi, superweapon'lar olmucak, ilk 15 dk. kaynak toplayıcılara saldırılmayacak falan diye... "Mert" bir savaştı yani, hukukları olan bir savaştı bizimkisi.

3 Haziran 2010 Perşembe

NBA 2010 FINALS



Finaller başlamadan önce havaya girmek için ideal bir video. Hatta şöyle söyleyeyim, kendi finallerim için bu kadar havaya girmedim. Bize de bir video lazım :) Çalan şarkının ne olduğunu bilmiyorum ama o da çok hoşuma gitti. Ayrıca bu videonun NBA tarafından yapılmaması da işin enteresan yönü. Zaten yapsalar da daha iyisi olmazdı. Rengim belli finalde. Her sene illa sikimsonik bir son saniye atışı ile çok kritik noktalarda maç kazanan L.A. bu kez Boston tarafından iyice dövülsün istiyorum. Rondo, Pierce, Allen ve Garnett güç sizde artık! İlk maç bu gece saat 4'te Ntv ekranlarında, kaçırmayın derim.

30 Mayıs 2010 Pazar

#2

Bu başlık bulma olayı ne fena iş. Ortaokulda lisede falan kompozisyon yazdırdıklarında başlıkları hep "arkadaşlar yavaş yavaş toparlayalım artık" anonsu yapılırken bulduğum için, oldum olası başlık atmayı sevmem. AHA! Evet ya, bundan sonra, bir günümüz yazılı basın trendi olan, gerekli gereksiz kalın karakter kullanma eğilimi içine giriyorum. Yerseniz.

Klavyenin tuşlarına basarken kafamda değinmek istediğim 2-3 konu vardı ancak şu an öyle bir rahat batıyor ki anlatamam, acayip üşendim. Onun yerine şu an kafamdan ne geçerse onu yazıcam buraya. Üşenmezsem 2-3 fotoğraf koyarım, eye-candy niyetine.


Photobucket


Düşünüyorum da, ütü yapmayı bilsem ne güzel olurdu. Evet, bilmiyorum. Ütü yapmayı bilsem, gerçekten de kendi kendine yaşayabilen bir adam olurdum. Yani elbette kimse kendi kendine yaşayamaz ama, kendi kendine yeten diyelim... Yok, o da saçma oldu. Her neyse işte, ütü bilsem iyi olurdu. Sadece ütü biliyor diye de evlenilmez ki biriyle. Aklıma gelmişken, askerden geldim diye herkeste inceden bir "eh, artık evlenirsin de sen" mesajı alıyorum, yapmayın.

Evet, ben kendimle barışık, eksikliklerimden utanmayan birisiyimdir bu arada. İtiraf #2, askerden geldim ama hala göbekliyim. Olabilir. Hala salak değilim en azından, bazı şeyleri daha net görüyorum. Yok yok, sosyal mesaj değil bu, genel. Kimse üstüne alınmasın ha. Alınması gerekenler olursa isim veririm, acımam.

Bu arada size de oluyor mu bilmiyorum, Facebook'ta birine denk geliyorum mesela, 42 ortak arkadaş gözüküyor. Hadi 42 demeyelim de, 29. Ama siz bu kişiyi tanımıyorsunuz. Hiç denk gelmemişsiniz, o 29 kişilik arkadaş havuzundan rastgele 4-5 kişi denk geldiğinde bile hiç o kişiyle karşılaşmamışsınız, hatta birbirinizden ateş dahi istememişsiniz. Çok ilginç geliyor bana. Bence öyle kişiler varsa bildiğiniz, hemen o kişilerle arkadaş olun. Zararlı çıkacağınızı düşünmüyorum. Ha ben olmam, neden derseniz, bir nedeni yok. Öyle... :)
[Böyle ruh hastası profili çizersem, belki başarılı olurum, Sid Vicious, Courtney Love hesaaabı, çaktın mı?]

Şu anda Müslüm Gürses'ten Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar'ı dinliyorum. Ciddi ciddi rakı içesim olduğunu anladım. İyi bir masada, peynir olacak, haydari olacak, ne bileyim, herşey olacak. Kuş sütü istemez.




Scarlett Johannson ile veda ederken, aslında şu an Blogger'a küfür etmekteyim.

26 Mayıs 2010 Çarşamba

#1

Aha da başlıyorum :)

Ben Sarper, bu blogu takip edenler beni mutlaka Ethem kişisinin yanında görmüşlerdir. Şöyleyim böyleyim demiyorum, bilenler bilir. Ethem kişisiyle beraber uzun yollar gitmişliğimiz vardır, daha da gideceğizdir ;)

Buraya yazdığım süre boyunca kendi bloguma da vakit ayırmaya çalışıcam, bakalım birini bile götüremezken, ikisini birden sürdürebilecekmiyiz? Bence yaparım :)


Gelelim düşünmeniz gereken konuya. Düşünün, ve bir zahmet yorum yapın.Lisede kurduğunuz hayallerin kaçını şu an gerçekleştirdik? Ya ben o zamanlar çok asiydim, ya da şu an hayat beni gerçekten usandırmış, emin değilim...O zamanlar kurduğum hayaller şimdi çok ulaşılmaz geliyor. Belki denk geliriz bi alkol masasında, o zamanki hayallerimi anlatırım, ancak şimdi, ne bileyim, çok sıradan hayallere sahibim. Bazen bunu farkedip, acayip üzülüyorum... Asıl sorun şu, nasıl oldu da bu duruma geldi(m/k) ?

İyice düşünün. May the force be with you.


NOT: Bu resim bana LOST'un sezon finalini söyleyen herkes için gelsin.

Frank Sinatra



Bunu en ufak bir neden olmamasına rağmen günün şarkısı ilan ediyorum. Afiyet olsun!

Özledik


Han Solo, Vader, Chewbacca, Leia, R2, Luke